TGRT Haber’in sevilen ekran yüzü Özlem Pala: Spiker değil haberciyim!

Önce Vatan Gazetesi’nden Cengizhan Kaya’ya röportaj veren TGRT Haber’in sevilen ekran yüzü Özlem Pala samimi açıklamalarda bulundu.

30 Eylül 2017 Cumartesi, 15:25


TGRT Haber’de Akşam Haberleri ve “Özlem Pala ile Gün Biterken” haber kuşaklarını sunan ünlü sunucu, gazetecilik macerasından, günlük yaşantısına, Türkiye’de medya ve habercilikten, özel yaşamına merak edilen soruları cevapladı.
 
İşte o röportaj:

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?


Ankara doğumluyum. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdim. Eğitimime devam ederken Flash TV Ankara bürosunda staja başladım. 12 yıl kesintisiz bir muhabirlik dönemim oldu. Siyasi Partiler, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Muhabirliği. Muhabirliğimin 12. yılında Ankara Haber Müdürlüğü görevine getirildim. 2 yıl sonra İstanbul maceram başladı.  TV EM Televizyonunda, hem editör hem de Hafta Sonu Ana Haber Bülteni Sunucusu olarak çalıştım. 2012’den beri de TGRT Haber’de haber bültenlerini sunuyorum. 

Neden Spikerlik?

Spikerlik eksik bir tanım olur, çünkü haberi sadece ekranda okuyan kişi değilim, editörüm aynı zamanda. Haberciyim. Bu yüzden neden habercilik sorusunun yanıtını vereyim müsaadenizle. Çünkü habercilik “çocukluk hayalimdi”. Bir olay olacak ve onu ilk ben duyuracağım… Bunun hayaliyle büyüdüm. Üniversite tercihlerimin hepsini, İletişim Fakülteleri olarak sıraladım. 1993’te İletişim Fakültesini kazandığımda ilk hedefime ulaşmıştım. Okurken, yaz dönemlerimi boş geçirmedim. Bir yaz Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünde, bir yaz TRT’de bir yaz da Ankara’da yerel bir gazetede staj yaptım. Haberler yazdım, röportajlar yaptım… 

Spikerliğe ilk adımı nasıl attınız?

2001 yılında, muhabirliğimin 4. Senesiydi. Öğle haberleri Ankara’dan sunuluyordu. O gün gelemeyen spiker arkadaşın yerine çıktım. Bu bir milat oldu. Sonra hafta sonlarında shiftlere ismim yazılmaya başladı. Kısa süre sonra kendimi Güne Başlarken isimli sabah haberleri kuşağının sunucusu olarak buldum. Haberin doğaçlama sunulduğu, konuklu 2 saatlik bir haber kuşağıydı. Tam 1 sene gecem gündüz, gündüzüm gece oldu ama benim için çok büyük bir deneyimdi.  Örnek aldığınız isimler var mı?  Örnek aldığım bir isim yok ama tarzlarını beğendiğim meslektaşlarım var tabi.



Kendinizde bir şeyleri değiştirme imkanınız olsa neleri değiştirirdiniz?


Mükemmeliyetçi bir yapım var. Sanırım onu değiştirirdim. Bu meslekte çok yıpratıcı oluyor çünkü. 

Medya ile aranız nasıl? Televizyon, internet, gazete, dergi gibi iletişim araçlarından ne şekilde faydalanıyorsunuz? Sosyal medya ile aranız nasıl?

Televizyoncuyum ama evde iken çok önemli bir olay olmadıkça televizyonu açıp izlediğim nadirdir. Radyoyla daha haşır neşir olduğumu söyleyebilirim. Spor yaparken kulaklıkla ve arabada vazgeçilmezim radyo dinlemek. İnternet ve sosyal medyasız bir yaşam ise düşünemiyorum. Twitter ve İnstagramı da zaman buldukça kullanıyorum.

Spikerlikle  ilgili  çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Sunuculuk yaptığım süre akşam ve gece diyebileceğim saat aralıkları. Bu nedenle gündüz evde, akşam işte oluyorum. Gündemi gazete, internet ve sosyal medyadan takip ediyorum. Kanala geldiğimde, içerikle ilgili hazırlıklarım devam ediyor.

Haber akışında, hangi haberler var? O haberler diğer haber kanallarında ve gazetelerde nasıl görülmüş? Bunlar üzerinde çalışıyorum. Sonra da görsel hazırlık sürecimiz var tabii, saç ve makyaj dediğimiz süreç başlıyor… Stüdyodaki son çalışmalarla hazırlık süreci tamamlanıyor… 

Özlem Pala ile Gün Biterken’i anlatır mısınız?

Geçen yıl, bu projeye başlamadan önce, Genel Yayın Yönetmenimiz Ercan Seki ile birlikte, izlenebilmek için benzerlerimizden farklı ne yapabiliriz diye düşündük. Hem sunumu, hem içeriğiyle yani formatıyla seyircinin ilgisini çekebilecek bir bülten nasıl olabilir? Önce sunum şeklini değiştirdik. Prompter kullanmadan aktif jimmy jib kamerasına haberleri özetleyerek kendi tarzımla sunmaya başladım. Sonra, sosyal medyayı ekledik. İzleyicileri de habere dahil ettik. Onların haberlerle ilgili yorumları Twitter üzerinden belirlediğimiz hashtag’le yayınlanmaya başladı ekranda. İzleyicilerimiz farkımızı fark etti ve her geçen gün izleyici sayımız artmaya başladı. Bunu gelen twit sayısından ve ratinglerimizden anlıyorduk. Belirlediğimiz hashtaglar genellikle Trend Topic listesine giriyordu. Amacımız, izleyicimize dokunmak, bir etkileşim kurmaktı. Başardık da. Kısa zamanda izleyicilerimizle birlikte bir aile olduk. Ve adına da Gün Biterken Ailesi dedik.  İzleyenlerden nasıl tepkiler alıyorsunuz? TGRT Haber’in 7’den 70’e izleyici kitlesi var. O kadar çok mesaj aldık ki, dua içeren, sevgilerini gönderen. Sorunlarını dile getirdiğim için, kara kalem çizimlerimi yapan izleyicilerim, sarma yapıp gönderen, evlerine yemek yemeye çay içmeye davet eden teyzelerim, ekranda ben varken, TV’yi kucaklamaya çalışan çocuklar,  hatta Twitter’da küçük bir Fan Club’ım bile oldu. Son olarak bir izleyicimiz Hac vazifesini yerine getirirken bir kağıda TGRT Haber ve Özlem Abla dualardasın yazmış, Kabeyle birlikte o kağıdı da fotoğraflamıştı. Yani, kutsal topraklarda bile unutmamıştı bizi sağolsun. Yine birkaç gün önce bir izleyicimiz yeni taşınmış evine, salonu bomboş ama yerde duran TV açık ve yine TGRT Haber’de Gün Biterken izliyor. Mesajlarımızı yayınlamasanız da sizi izlemeye devam edeceğiz diyorlar. Bu mesajları görünce elbette çok mutlu oluyorum…



Bu formatınız devam etmeyecek mi? 


Edecek, Özlem Pala ile Gün Biterken zaten devam ediyor.. Sadece sosyal medya desteği yok bir süredir, zira kanalımızın haber konseptinde artık sadece haber var. Sloganımız da değişti, “haber TGRT Haber’dir oldu. Yeni dönemde haber ağırlıklı gideceğimiz için izleyici mesajlarına üzülerek yer veremeyeceğiz. Ama az önce de dediğim gibi, sadık bir izleyici kitlemiz var. O bağı kurduk bir kere. Sağolsunlar, bırakmıyorlar bizi. Bizi izlerken kendi fotoğraflarını çekip gönderiyorlar…

İyi spikeri nasıl tarif edersiniz?

İyi spiker benim için öncelikle iyi haberci demek. Haberini kovalamış, saha deneyimi olan, konuşması anlaşılan ve Anadolu tabiriyle eli yüzü düzgün olan kişinin ekranda kötü olması çok mümkün değil..  Sizce spikerlik stresli bir iş mi? Neden?  Maalesef, öyle. Bu mesleğin doğasında var, çünkü. Sabah uyandınız örneğin, gece bir şey oldu mu acaba, stresi. Arkadaşlarla birlikte iken, şu an bir olay oluyor mu acaba kaçırdığım, stresi. Yayına yetişme stresi. Haber atlamama stresi. Bir de rakipleriniz var tabii. Diğer kanallarla sürekli bir yarış halindesiniz. Rekabet de başlı başına bir stres faktörü.

Sizce Yeni Medya (Sosyal medya ve internet) Geleneksel Medya’ yı (Radyo – Tv – Gazete) Yok eder mi? 

Sosyal medya, çoktandır geleneksel medyanın önüne geçti. En başta siyasetçiler bazen en önemli açıklamalarını sosyal medya hesaplarından yapıyor. Pek çok gelişme de önce sosyal medyadan öğreniliyor. Ama Sosyal medyada okuduğunuz habere ne kadar güvenebilirsiniz? İşte sosyal medyadaki sıkıntı bu. Bilgi kirliliği, dezenformasyon… Sosyal medyadaki haberi okur geçersiniz ama geleneksel medyayı açtığınızda o habere inanırsınız ancak… Sosyal medyanın geleneksel medyayı yok etmesi zor bu nedenle… Hali hazırda ikisi de birbirinden besleniyor… Ama şunu ekleyeyim, önü açık olan da sosyal medya … 

Ekranda olmak için güzellik şart mı?

Bu soruya evet ama yetmez cevabını veririm. Şart olan ve güzellikten çok daha önemli hususlar var. Mesleki deneyim ve birikim gibi…

İlk aklınıza gelen yayın hatıranız hangisi?

İlk aklıma gelen, ilk canlı yayınım… Kalbim o kadar çarpıyordu ki sesinin yayına çıkıp çıkmadığını düşünmüş ve o an daha çok heyecanlanmıştım. Sesim titremişti.  O yayını yapmıştım ama nasıl yapmıştım. Neyse ki içimde kopan fırtına yayına çok yansımamıştı. Bu da diğer yayınlarım için beni rahatlatan bir gelişme olmuştu. 

Boş zamanlarınız nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pek boş vaktim yok açıkçası. Hatta 24 saat yetmiyor diyebilirim. Çünkü anneyim. 12 yaşında bir oğlum var. Ama oğlum okulda iken ben de spor yapma ve arkadaşlarımla arada kahve içme fırsatı buluyorum. Haftada iki gün tenis dersim var.

Hayatımın Kitabı/Filmi diyebileceğiniz bir kitap/film var mı?

Hayatımın kitabı değil kitapları var. Prof. Dr Ahmet Aydın, Prof. Dr. Ayşegül Çoruhlu ve Prof. Dr. Canan Karatay kitapları. Zira tüm beslenme ve yaşam biçimimi değiştirdi bu kitaplar. Filmlerden ilk etapta aklıma Coppola’nın Baba serisi geliyor. Ama hayatımın filmi değil tabi, etkilendiğim filmler arasındadır. 

KırmızıTürk- spiker dünyası hakkında neler söylersiniz?  

KırmızıTürk spiker dünyasını, meslekteki boşluğu dolduran,  kaliteli işler yapan bir oluşum olarak görüyorum. Röportajlarınızla meslektaşlarımı tanımama yardımcı oluyorsunuz. Bunun için de emeğinize çabanıza büyük saygı duyuyorum. 

Gelecek planlarınız nelerdir? Şu an bulunduğunuz konumdan memnun musunuz ve gelecekte kendinizi nerelerde görmek istersiniz?

Elbette. Çocukluk hayalimi gerçekleştirmeyi başardığım için mutluyum. Sevdiğim işi yapıyorum ve her gün sevdiğim bir işi yapmanın mutluluğu ve iç huzuruyla evime dönüyorum. Gelecek ile ilgili ise, sürprizleri her zaman sevdiğimi söyleyeyim… 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, takipçilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Bizi asla bırakmadıkları için takipçilerimize, bu röportaj de için size çok çok teşekkür ediyorum.